***azadgulu***
alıntıdır - Aşksız yüreğimize ELVEDA... - Blogcu





***aZaDGüLü***

................................... Gece büyür hayatın yorgunluğu çöker insanın üstüne. Bazı geceler sanki daha da uzar. Varmaz sabaha... Hep bir ateş yanar, hep bir yürek. Hep yarım kalmış bir sevda vardır... Sevdanın yarısı hep diğer yarısına ağlar. Yaşanmamışlara yanar. Azalıyorsam sebepsiz değil... Bir külün hikâyesidir bu. Yanmayı başarmış Mutlu bir gönlün hikâyesi. (Ahmet Selim)

Image Hosted by ImageShack.us
Ana Sayfa
Azadgulu Kimdir?
Gül Kutusu
E-MaiL

Image Hosted by ImageShack.us

Bağışla beni Rabbim, tevekkülden başkası gelmiyor elimden.
Başkası da yoktu ki elimde.
Şimdi elimden gelenlerin hepsi Senin 'El'inde.
Göremedim, bağışla beni Rabbim.
Göremedim, nice ananın karnında nice
karanlıklar içinden gün yüzüne çıkardığın bebelerin yüzünü. Unuttum,
yüzümdeki tebessümü nice belirsizliklerden alıp da hayat verdiğini. Bilemedim,
yüreğimizi yokluğun dehlizlerinden aşırıp aşkın vadisine eriştirdiğini. Göremedim,
her sabah yerin sükûnetini odamda bir ekmek gibi sımsıcak hazır ettiğini.
Her akşam yastıkta unuttuğum bedenimi sabah yeniden yanıma verdiğini göremedim.
Beni her sabah ihya ettiğini, bedenimi heran yarattığını, varlığımı her an yokluktan geri getirdiğini göremedim.
Sen ki, unutmaktan alıkoydun, nisyandan kurtardın beni Rabbim. Şimdi isyandan koru beni.

Ve affet zira, elimde duadan başkası yok.

Ve anladım ki, Senden başka sığınağım yok.

(SENAİ DEMİRCİ)

azadgulu

Image Hosted by ImageShack.us

SoN YaZıLaRıM

Aşk !
Bu şehir...
Ey İstanbul !
hayat .....
Adım : AYRILIK
Derinlerimdesin...
Suskunluğumun sebebi ....
o zaman ...
Kavak yelleri...
Kul oldum...Kül oldum... Gül oldum...
Dua...Dua...Dua...
Aşk...
Ve ağlamaktan korkma gözüm!
Çaydanlık ve Bardak
TeVaZu...
Hep aynı şey....
Özlemim bitmez...
bir cümle yeter bazen ....
Ara.....
Zamanı geldi...
Sen iste is-te-dik-çe....
Kahve içelim buyrun :)
Filistin ... :( ( م’ )
"Sen"im...
Mola zamanı :)

Image Hosted by ImageShack.us
Teşekkür Et...Tebessüm Et...


Image Hosted by ImageShack.us

KaTeGoRiLeRiM

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us
4| | |***Bannerim***| | |3
azadgulu

Image Hosted by ImageShack.us

bLoGdAşLaRıM

raciegi
ahsennur
neslinursema1
adayolu
zahara
bayansanem
turuncudunya
annelerimiz
aakif
fuadyusufoglu
deryaaaa
yurekyanginlari
birlahza
serapla
dilefkar
cocukgelisimci
superkankalar
vaktivisal
resulevuslat
nuralemi
bulaniksu
yetimlerimiz
aceba35
keremcem06
yenilenmek
kitabooku
sessizgecelerim
sermest
rindiseyda1
yitiksewdam
hicreterleri
rukiyece

Image Hosted by ImageShack.us

İSRA 80 “Ey Rabbim, [girişeceğim her işe] doğruluk ve içtenlik üzere girmemi; [bırakacağım her işten de] doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla; ve bana katından destekleyici bir güç tutmak bahşet!”

Image Hosted by ImageShack.us

Blog Tasarım
AZADGÜLÜ
Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us




Image Hosted by ImageShack.us



3/3/2008 - *Umudum Var*

Kategori: alintidir

 

Umudum var insanim yar insanca sevilmek sevmek varya
Umudum var insanim yar insanca sevilmek sevmek varya
Umudum var tut elimi vuslat yakindir ey sevgili
Umudum var yarinlarla vuslata inanki az zaman var
Umudum var bin sevda boyu kir zincirlerini gel benimle

Ekrem DÜZGÜNOĞLU

 

 

 

 

Düşünceleriniz (4) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

27/2/2008 - Mehmetçiğe Dua....

Kategori: alintidir

 

 

Ya Rab..

Şu An Anasından Babasından Kardeşinden Sevdiğinden Yavrusundan Çok Uzakta Olan
Vatan İçin Bayrak İçin Namus İçin Canını Ortaya Koyan Gövdesini Siper Eden Şanlı Kahraman Mehmetçiklerimizin Dertlerine Derman Kalplerine Ferman Ol
Allah'ım Çıktıkları Bu Kutsal Seferde Onlara ZaferLer Nasip Eyle
Onlara Öyle Bir Güç Verki Yarab -30 Derece Soğuk Onları Üşütmesin
Yürüdükleri Kilometrelerce Yol Yorgunluk Vermesin
Kalpleri yumuşacık Gönülleri Sıcacık Olsun Sağ Salim Dönebilmelerini Nasip Eyle Ya Rabbi..
 
AMİN
Düşünceleriniz (15) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

20/2/2008 - BİR ANLIK DÜŞ

Kategori: alintidir
 

 
Bir anlık düştür hayat. Ve bir ağacın altında gölgelenmek kadar kısa. Nice güzellikler vardır, nice hasretler vardır henüz başlayan, nice sevdalar vardır kâinat kadar azametli. Hepsi; ama hepsi bir kaşık hüzünle noktalanmaya mahkûmdur. Bu dünya; gurûbların yarıştığı bir dünya. Tulûların gurûblarla tamamlandığı bir dünya. Her doğuş batışı, her batış bir doğuşu barındırır koynunda.
Hayat, hisseden gönüllere bir seraptır. Acıların tortulaştığı ömür için, günler salise olur, mevsimler saniye, seneler dakika. Yaşanan her güzellik, başlayan her sevdâ, ışık hızıyla geçer ömrün kenarından. İnsana yalnızca geçirdikleri arkasından buruk bakışlar kalır.

Bir anlık düştür hayat.

Bu düşte gurbet içinde gurbet yaşanır. İçimizde gurbet, dışımızda gurbet, ruhumuzda gurbet, bedenimizde gurbet... Adem (as)’in cennetten dünyaya indirilmesiyle başlamıştır insanoğlunun gurbeti. Dünya gurbetlerin en büyüğüdür. İnsan dünyada ister geda olsun, ister hükümdâr yine de gariptir. Değil mi ölümlüdür, değil mi ruhu bedende taşımaktadır, gariptir. Bundan dolayı sonsuz bir hasret yaşanır yürekte. Bu hasretin ne başı vardır ne de sonu. Bilenler bilir de bu hasretin özünü, bilmeyenler hırs ile oradan oraya koşturur dururlar.

Dünya çok gaddardır, çok mekkardır, yani her yanı tuzaklarla doludur. Bir üzüm yedirir, bin tokat vurdurur. O çılgın bir ata benzer; sen ona ne kadar yapışırsan yapış, eninde sonunda seni dışarıya atacaktır. Onun sunduğu yalancı güzelliklere kanmamak, daima uyanık olmak gerekir.

Bazen bütün güzelliklerin başladığı mesut bir bahar akşamı hayatın veda çığlığını işitirsiniz acımasızca. En beklenmedik bir zamanda misafirlerin en büyüğü kapıyı çalmıştır; kimin emanetinin vakti dolmuşsa onu alıp götürmeye gelmiştir. Bakarsınız hayat bir müddet önce gülen, konuşan, hisseden; ama şimdi önünüze uzatılan bir cesedin kirpiklerinin altına gizlenmiştir. Ruhunuz karışır, garip bir hüzünle sarsılırsınız. Gönlünüz gözünüzden akan yaşları tercümeye çalışır. Gönül ile gözyaşının düğümlendiği yerde, hüzün ve acı kesişir. İsyan etmek istersiniz, ne isyan ne de gözyaşı geri getirmez gideni. Giden, bir meçhule yelken açmış ve dönüşü olmayan yolculuğa çıkmıştır artık. Geride kalanlara, önce feryat sonra da suskunluk kalmıştır.

Gözyaşları yetersiz davetiyeleridir ömür ağacının. Ömür ağacı, ağaçların içinde yeşilliği en az süren ve meyvesi bütün ağaçlardan en az olandır. Zira "Ömür sermayesi pek kısa, lüzumlu işler pek çoktur." Yazık ki bazı ömürler bu kısa turfanda vakitte meyve bile veremez. İlâhî dergaha niyazımız, meyvesiz hayattan O'na sığınmaktır.

Bir anlık düştür hayat.

Bütün düşler saniyelerle sınırlıdır. Aynı düşü yakalamak ise çoğunlukla imkânsızdır. Bu düşün neticesinde dil ile değil, hal ile veda zamanı geldi mi, bütün çırpınışlar bütün sedâlar yetersiz kalır. Sonunda veda bütün dostlara ilân edilir ve yolcu inleyen bir selânın ardından bir gelin edasıyla yeni mekânına uğurlanır. Giden yolcu, sevenlerinin çağrılarına kapalıdır artık. Ne körpe bir gelin, ne civan bir yiğit bu çağrılar neticesinde vedasını geri alır.

Tabut, hayattayken hazırladığımız amellerin çeyiz sandığıdır. Baş üstünde, omuzlarda taşınacağımız dünyaya ait son istirahat vasıtasıdır. Öbür âlemdeki mekânımız bu sandıkta gidenlerle döşenecektir.

Gurbet halkasının son zincirini takarken, toprağın altındaki sıcaklık dünyanın bahar meltemindeki ılıklığa tercih edilir. Umutla huzuru gözlerken, halimizi sessiz bir bulut bürür. Önce yerini ılık yağmurlara bırakır, sonra çetin fırtınalara.

Kısa ömür, bir başka hayata tohum olmak için toprakla kucaklaşmaya mecburdur. Toprak yavrusunu yeniden bağrına basmak için bekleyen çilekeş bir anadır; dostlar meclisine açılan uhrevî pencere, kendine atılan bedeni ahirete hazırlayan maya...

Bir anlık düştür hayat.

Bu düşün sonunda aldanışın türküsünü söylememek, meyvesiz bir ömür geride bırakmamak için toprağın çiçekler uzatan yönünü yakalamak gerekir. Bu yakalayışın yegâne ilacı ölümü ölmeden önce öldürmek, ilahî dergâhın azameti karşısında eriyip yok olmak, can içre canı tatmaktır. " Çünkü başta Habibullah olan Efendimiz (sas) ve ashabı, nice erenler gönül dostları kabrin öbür tarafındadırlar. "İmanın ikliminde eriyen bir insan için bir anlık düşün sonu olan ölüm, bir başlangıcın ilkidir. Ötelerle hem dem olan yüce gönüller, bu kısacık dünyanın güzellikleri karşısında sarhoş olmazlar, yok olup gitmekten korkmazlar. Onlar bilirler ki, âlem–i ervahta (ruhlar alemi) başlayan, anne rahminden dünyaya uzanan bu yolculukta ruh, en kısa, dünya hayatında konaklayacak ve bu kısa dinlenmenin neticesinde kabre, kabirden de ebedî hayata gidecek, hakiki mekânında yerini alacaktır. Kalp ibrelerini Hakk' a ayarlayan gönül erleri, her anı dolu dolu yaşayarak Rablerinden gelen mesaja göre hayatlarını tanzim edecekler ve sırat–ı müstakimden ayrılmayacaklardır. Dünya ahiretin tarlasıdır. Bu tarlada ne ekilirse, yolculuğun sonunda o biçilecektir.

Ölüm gidilesi yol, içilesi şerbet; ölüm, dünya talimgâhında yorulan bedenlerimize terhis tezkeresi; ölüm, cemale müştak ruhlar için şeb–i arus, şaşalı bir düğün; ölüm, ruh kuşunun yanarak vuslata kanat açması; ölüm, dünya orucunu bir meleğin elinden içilen kevser şarabıyla neticelendirip dostla yapılan iftar ve :

"Ölüm ölene bayram bayrama sevinmek var
Oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var."

Bir dünyaya gelince, doğunca kundaklanır insan, bir de ahirete giderken ecel şerbetini içince. Kâinatın dar rahminden ahirete doğmaktır ölümün diğer adı. Her doğum bir tazelik, bir muştudur. Bu müjdeye hazırlıklı olmanın yolu kul olmaktan geçer. Resul'un (sas) getirdiği nâmeyle kul olma şerefini yakalayanlar hakiki imanı elde ederler. "Hakiki imanı elde eden kâinata meydan okuyabilir." ve Hak tarafından kabule mazhar olur. Hak sevdiğini meleklerine fısıldar, melekler de halka sevdirir. Marifet, dünyanın gönderirken mahsun olduğu, toprağın da misafir etmek için sabırsızlandığı bir bedenle Hakk'a yürümek ve herkes ağlarken gülerek dünya misafirhanesini terk etmektir.

Temennimiz bütün insanların bir anlık düşün sonunda geride bıraktıklarına tebessüm etmeleridir.

"Ey dost, canı sen aldıktan sonra, ölmek şeker gibi tatlı. Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlı." (Mevlana)

Hüner ne pekiyi? Cevabı şair versin:

"O demde ki perdeler kalkar perdeler iner
Azrâil'e hoş geldin diyebilmekte hüner."

Nurgül ÖZCAN
Düşünceleriniz (4) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

18/2/2008 - Nevbahar'ıma... Canım Arkadaşım'a ....

Kategori: alintidir

 

Dinle beni yüregim...
Sadece ve sessizce dinle.. ve selam et yüregim...
Sevdaya aska dair her ne varsa hepsine selam et..


Bir yalvarisla cikmistik yola biz...
Bir haykirisla.. umutlarimizi anlatmistik susayan gönüllere..
Biz sevdanin esiriydik yüregim..
Biz ask askeriydik..


Simdi bir kösede bükükse boynumuz, agliyorsak hala,
incilmissek yine toparlanma zamani yüregim...
Bu yolda acinin adini `Gül` koyduk biz...
Zehirin adini `Bal` koyduk biz..
itselerde, herkesi Dost bildik biz...
Bilelim yüregim hep böyle bilelim biz...

Dertlere siper olma zamani,gönüllerde sevda olma zamani..
Yüregim kisin bahar olma zamani....
Hadi bir umut yine.. kalkalim ayaga..
Hadi silelim gözyaslarimizi...
Kimse görmesin bilmesin agladigimizi.................

Dostumuz olan geceyi bekleyelim yüregim...
ve de bizi yalniz birakmayan yildizlarimizi....
Onlari dost sectik biz kendimize...
Cünkü hem cok uzaktirlar hemde cok yakindirlar..
ve de isiklariyla geceyi ne güzel aydinlatirlar...
Örtsün yüregim gece bütün yaralarimizi....
Saklasin bizim gözyaslarimizi...

Elimizi kaldirdik ya semaya biz....
Unutma yüregim biz istedik asik olmayi Rabbimizden...
Biz istedik dertleri can-i gönülden...
Gelsin dedik...
Sevginin fedakarligi olacakti elbet....

Yüregim asiklar icin burasi sadece bir gölgelikti..
yani o kadar kisaydi...
O yüzden asiklar buraya hic kiymet vermediler...
Kimseyi incitmediler..
Degmezdi ki zaten bir gölgelikti bura onlar icin...
Onlarin yurdu asiklar diyariydi...

Ne kadar uzagiz dimi yüregim oraya..
Gayret yüregim... gayret ve az sabret yüregim....
Kapi kapi dolasma zamani simdi...
Sevginin sahibini anlatmak icin...
Kovulsakta anlatma zamani yüregim
Askin sahibini tanitmak icin,
anlatalim haykiralim ve yanalim yüregim...

Nereye gidiyor bu insanlar diye aglayalim yüregim aglayalim...
Bize sevgiyi ögretmisti Rabbim....
Sevgiyi tanimamiz icin bize anne baba es dost göndermisti...
ama bunlar aracti yüregim...
Basamak basamak Hakk`a ulasmak icin...
Sevmekti yüregim sadece O`nun icin...

Hüzün mevsiminde dökülen yaprak gibiyiz....
Savrulduk her yere..
Kaybettik benligimizi..
Unuttuk nerden geldigimizi ve nereye gittigimizi....
Ve simdi yüregim.... hatirlama ve hatirlatma zamani...

Gözler sahtelikleri gördü hep...
Eller sahteye uzandi hep...
Kac el yetim basini oksuyor yüregim...
Kac el bir gözyasi siliyor...
Oysa ki bu eller bize yüreklere dokunmak icin verilmisti...
ve kacimiz simdi gercekleri görüyor..
Kacimiz isine geleni görüyor....
Oysa yüregim .. bu gözler hakki görmek icin verilmemismiydi.....
ve kacimizin kulaginda sevgi sözcükleri cinliyor...
Kacimiz iyi seyler duyuyoruz....
Oysa bunlarin hepsi bize bir duyguyu büsbütün yasamak icin verilmisti.... ask...
Íste o zaman göz onu görürdü..,
Kulak onu duyardi, ayak ona varirdi, el ona uzanirdi...

Hasret yükünü sirtlayarak cok yollar aldik...
Gözyaslarimizi gönlümüze akittik...
ve yüregim senle beraber kanadik, acitildik, incitildik, itildik......
Varsin yapsinlar yüregim...
Biz burda kalici degiliz...
Varsin yapsinlar yüregim biz lanet edici degiliz...
Her seyi gören her seyi görüyor yüregim...
Sen üzülme... mahzun olma....

Umut hayalimiz olsun..
Sevdamiz sermayemiz olsun...
Gözlerimiz isigimiz olsun... sözümüz özümüz olsun...
Halimiz askimiz olsun...
Benligimiz Hakk` esiri olsun.....
Günesimiz rüyamiz olsun..
ve bir gün öldügümüzde adimiz `asik` konsun.....

Hep diyorum ve hep diyecegim yüregim
Sanma ask kolay degildir....
Asiklar diyarina varmak kolay degildir...
Bedelde herseyi ister...
Asiklar kendilerini düsünmezlerdi
Kendileri yoktu ki zaten onlar hic buraya ait olmadilar ki....
Onlarin yasadigi acilari yasamadan bu yolda sana yol yok yüregim..
Yol yok.....

ve yüregim yine gitme zamani...

ANONIM

 

 

Düşünceleriniz (2) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

29/1/2008 - "İmkanım Yoktu!" deme

Kategori: alintidir

İMKÂNIM YOKTU" deme.

Kendine doğruyu söyle.

"Üşendim" de...

"Tembellik ettim" de...

"Canım istemedi" de...

"Yapmak içimden gelmedi" de...

Hiç değilse "yattım" de...

Ne dersen de, ama "imkânım yoktu" deme.

Unutma, iman en büyük imkândır. İmanı olanın imkânı tükenmez. Hatta kimi zaman "imkânım yoktu" demek, "imanım yoktu" demeye bile gelebilir.

Birileri önüne çıkıp şöyle sorabilir: "Falancanın imkânı var, fakat yapmıyor. Neden acaba?"

O zaman diyeceğin bir şey, vereceğin bir cevap yoktur.

İmanın makarrı olan yürek, bitimsiz bir güç merkezidir. Göz ferini, diz dermanını, yumruk fermanını yürekten alır. Tıpkı kaslara komuta eden sinir sistemi gibi...

Başını dik tutan kasların değil, o kasa komuta eden beynindir. Yumruğunu havaya kaldıran pazuların değil, o pazulara komuta eden beynindir.

Gittinse, ayağın değil yüreğin götürdüğü için gittin.

Gitmedinse, yüreğin yetmediği için gitmedin.

Yaptınsa, elin erdiği için değil aklın erdiği için yaptın.

Yapmadınsa, elin ermediği için değil yüreğin yetmediği için yapmadın.

Gördünse gözün olduğu için değil, dahası baktığın için değil, gönlün olduğu için gördün. Eğer gözü olan herkes görseydi, bunca "bakarkör"ün varlığını nasıl ve neyle açıklardık? Eğer göz görmenin yegâne organı olsaydı, gözü olmadığı halde bir çok göz sahibinin göremediği hakikatleri gören kafa gözü kör, kalp gözü açık yiğidi nereye koyardık?

Görmedinse göz olmadığı için değil, hatta "göz bakmadığı" için değil, "gönül akmadığı" için görmedin. Tıpkı yapmadıklarını gönlün olmadığı için yapmadığın gibi. Tarih bir işe baş koyanların, önce o işe gönül koyduklarının şahididir. Unutma ki, baş işe düşmeden iş başa düşmez.

"Yapacaktım ama, kimsem yoktu" deme.

"Kimsesiz" değilsiniz, "kimse, sizsiniz."

Allah(c.c.) var, O yâr. Gerisi olmasa ne çıkar?

Yapacağı işte O'nu hesaba katmayanlar Besmelesizdirler. Besmeleli olanlar, yaptıklarını O'nun sayesinde, O'ndan aldıkları yetki ve güçle, O'nun yardım ve desteğiyle yaptıklarının bilincinde olanlardır.

O, elde var "Bir"dir.

O'nu yanında bilen kimseye muhtaç değildir, O'nsuz olanın kimsesi yoktur.

Görevini yapmak için sağına soluna ve dahi ardına bakanlar, O'nun gözetimi altında olduklarının, O'na karşı sorumlu olduklarının şuurunda olmayanlardır.

"Yürüyeceğim ama, kim gelecek?" deme, sadece yürü.

Yeter ki yürü ve iz bırak. Zamana ve mekâna bir soğuk damga gibi vur ayak izini. Yürüyüşünün tanığı olsun bıraktığın izler. Hiç iz bırakıp da izlenmeyen birini gördün mü? Unutma ki iz bırakanlar mutlaka izlenirler. İzlemeye gönlü olanlar, mutlaka iz ararlar.

Hem, baksana kendine. Sen, senden önce yürüyen birilerinin izini izlemiyor musun? Bunu ancak yolcu olduğunu unutmayanlar, yolculuğu her şeye rağmen sürdürenler bilir.

Zaten yol dediğin, izlerin icmalinden başka nedir ki?

Yolu yol kılan, biraz da senin ve senden önce yürüyenlerin izi değil midir? Zaman ve mekânda var olan tüm yolları, yolcular açmamışlar mıdır? Ve yolun kerameti yolcudan menkul değil midir?

Ve bir de "yapacağım ama, değerinin bilineceğinden umutlu değilim" deme.

Bir kere umut dediğin, imanın öz çocuğudur.

Çocuğuna kıyan, anasını ağlatır.

Umuduna kıyma ki, imanın ağlamasın.

Etrafına bak. Ne kadar umutlu adam varsa, hepsi de bir şeyler yapan, değer üreten, kıymet ortaya koyan kimselerdir. Yani yapanlar umutlu, yatanlar umutsuzdur. Handiyse birinin umuduna bakıp onun yapanlardan mı, yatanlardan mı olduğunu anlayabilirsin.

Hem yatanların umutlu olması hayra alâmet değildir, tabi ki yapanların umutsuz olması da...

Değerini kim mi bilecek?

Bu kaygı sahte değerlere yakışan bir kaygıdır. Sahici değerlere vurulanlar, "Değerim bilinir mi acaba?" diye kaygı duymazlar. Çünkü adı üstünde, değer değerini başkalarının bilmesine borçlu değildir, bu bir.

İkincisi, değer bilenlerin varlığı ve hâlâ bir şeyler yapıyor olmaları, değerin değerini takdir eden birilerinin her zaman mutlaka var olacağının en güzel ispatıdır.

Mustafa İslamoğlu

Düşünceleriniz (1) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

9/12/2007 - Senin İçin!...

Kategori: alintidir

 

Senin için baktım bu sabah güneşe

Gözlerim kamaşırken ışık huzmeleriyle

Senin için el salladım güvercinlere

Menekşeleri toprağından yerleştirirken yüreğime

Senin için koştum sonra caddelere

Adını haykırmak geldi içimden, geçenlere

Mutluluktan ağlar mı insan, diyenlere

Seni söyledim sırları saklayan kinayeyle

Gönül gibi gökyüzü de kapılınca duygu seline

Senin için ıslandım yağmurun serinliğinde

Çiçeklerin önünden geçtim belki rastlarım değil

Arayıp ta bulamadığım o nadide mavi güle

Senin için uzandım gökkuşağının yedi rengine

Senin için vurdum sazımın tellerine

Kimsenin duymadığı en güzel bestelerimi

Seni anlatsın diye doladım dilime

Geniş mi geniş kâinatın ıssız bir yerinde

Senin adını yazdım dağların eteklerine

Taç yaptım yüce sevgilerden yüce dağlara ellerimle

Ve seni haykırdım duyan duymayan herkese

Senin için fidanlar diktim bahçelere

Boy verdikçe seni hatırlasın diye

Senin için baktım bu gece gökyüzüne

En parlak yıldıza gülümsedim gizlice

İsmin parıldasın diye gözlerimde

Adını yıldızlardan yorgan yaptım kendime

Sedece senin sevgin kalsın bende diye

SEN’in için yaşamak istedim Rabb’im , bugün de.

 

 (alıntıdır)

 

 

 

Düşünceleriniz (2) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

28/10/2007 - Şehit oğluyum ben...

Kategori: alintidir

 

 

Bir hainin kurşunu aldı babamı benden,
Uyuyormuşum o gittiğinde sıcak yatağımda,
bütün uyuyanlar gibi sessizce…

Yüzünde garip bir mutluluk varmış,
anamla vedalaşırken…
Sanki düğüne gidiyor gibiydi dedi anam…
Öp demiş çocuklarımı uyandıklarında,
ben kıyamadım uyandırmaya hanım,
sen öp…

Anam öptü mü o gün beni bilmem ama,
ben baban şehit olmuş dediklerinde,
babamı son kez gören o anamın gözlerini,
belki de yüzlerce kez öptüm…

Yağmura hasret çorak toprak gibiyim şimdi…
Hasretim bitmek bilmiyor…
El sürdüğü yerlere ellerimi sürüyor,
Kokusu kalmıştır diyerek belki,
eşyaları kokluyorum…
Örtülerin altında ağlıyorum anamdan habersiz geceleri,
“Allah’ım, beni babama kavuştur” diyorum
“Babama kavuştur, ama onun gibi…”

Biliyorum herkese nasip olmaz şehitlik.
Mutluyum o yüzden,
Ama söz dinlemiyor yüreğim,
Özlüyor, onu , çok özlüyorum….

Ben bir şehit oğluyum,
Bu vatan , bu bayrak, bu toprak için
Şehit oldu benim canım babam…
Mertçe, yiğitçe, erkekçe…
Ben uyurken, birileri uyurken huzur içinde, sessizce…

Gün gelsin Allah’ım artık,
Şehit oğlu şehit desinler artık bana da,
Vatan için, namus için, bayrak için öleyim
Vatan sağolsun desin anam, vatan sağolsun
Toprak sarsın beni, ben babamı sarayım…

14.09.2006
Oğuz Kaçtan
İzmir Radyosu Program Müdürü

Düşünceleriniz (5) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->