***aZaDGüLü***
...................................
Gece büyür hayatın yorgunluğu çöker insanın üstüne.
Bazı geceler sanki daha da uzar.
Varmaz sabaha...
Hep bir ateş yanar, hep bir yürek.
Hep yarım kalmış bir sevda vardır...
Sevdanın yarısı hep diğer yarısına ağlar.
Yaşanmamışlara yanar.
Azalıyorsam sebepsiz değil...
Bir külün hikâyesidir bu.
Yanmayı başarmış
Mutlu bir gönlün hikâyesi.
(Ahmet Selim)

• Ana Sayfa
• Azadgulu Kimdir?
• Gül Kutusu
• E-MaiL


SoN YaZıLaRıM
• Aşk !
• Bu şehir...
• Ey İstanbul !
• hayat .....
• Adım : AYRILIK
• Derinlerimdesin...
• Suskunluğumun sebebi ....
• o zaman ...
• Kavak yelleri...
• Kul oldum...Kül oldum... Gül oldum...
• Dua...Dua...Dua...
• Aşk...
• Ve ağlamaktan korkma gözüm!
• Çaydanlık ve Bardak
• TeVaZu...
• Hep aynı şey....
• Özlemim bitmez...
• bir cümle yeter bazen ....
• Ara.....
• Zamanı geldi...
• Sen iste is-te-dik-çe....
• Kahve içelim buyrun :)
• Filistin ... :( ( م’ )
• "Sen"im...
• Mola zamanı :)


KaTeGoRiLeRiM

|
|
|
30/11/2008 - Halil İbrahim Bereketi
 Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış... Büyüğü Halil... Küçüğü ise İbrâhim... Halil; evli, çocuklu. İbrahim ise bekârmış... Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin... Ne mahsul çıkarsa, ikiye pay ederlermiş... Bununla geçinip giderlermiş... Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar... İş kalmış taşımaya... Halil, bir teklif yapmış : - İbrahim! Kardeşim, ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle. - Peki abi demiş İbrahim... Ve Halil gitmiş çuval getirmeye... O gidince, düşünmüş İbrahim: - Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine. Böyle demiş ve kendi payından bir miktar atmış onunkine... Az sonra Halil çıkagelmiş. - Haydi İbrahim, önce sen doldur da taşı ambara demiş - Peki abi..! İbrahim, kendi payından bir çuval doldurup düşmüş yola... O gidince, Halil'i düşünmüş: Demiş ki: - Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.Böyle düşünerek, Kendi payından atmış onunkine birkaç kürek... Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atmış diğerine. Bu, böyle sürüp gitmiş... Ama birbirlerinden habersizlermiş. Nihayet aksam olmuş. Karanlık basmış. Görmüşler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta azalmıyor bile... Hak Teala bu hali çok beğenmiş. Buğdaylarına bir bereket vermiş, bir bereket vermiş ki... Günlerce taşımış iki kardeş, bitirememişler. Şaşmışlar bu ise... Aksine çoğalmış buğdayları. Dolmuş taşmış ambarları.
Bugün "Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir. Bu bereketin adi: Halil İbrahim bereketidir... (alıntıdır)
|
Düşünceleriniz (2) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı
|
|
|
|