***azadgulu***
kocaman bir yalnızlık - Aşksız yüreğimize ELVEDA... - Blogcu





***aZaDGüLü***

................................... Gece büyür hayatın yorgunluğu çöker insanın üstüne. Bazı geceler sanki daha da uzar. Varmaz sabaha... Hep bir ateş yanar, hep bir yürek. Hep yarım kalmış bir sevda vardır... Sevdanın yarısı hep diğer yarısına ağlar. Yaşanmamışlara yanar. Azalıyorsam sebepsiz değil... Bir külün hikâyesidir bu. Yanmayı başarmış Mutlu bir gönlün hikâyesi. (Ahmet Selim)

Image Hosted by ImageShack.us
Ana Sayfa
Azadgulu Kimdir?
Gül Kutusu
E-MaiL

Image Hosted by ImageShack.us

Bağışla beni Rabbim, tevekkülden başkası gelmiyor elimden.
Başkası da yoktu ki elimde.
Şimdi elimden gelenlerin hepsi Senin 'El'inde.
Göremedim, bağışla beni Rabbim.
Göremedim, nice ananın karnında nice
karanlıklar içinden gün yüzüne çıkardığın bebelerin yüzünü. Unuttum,
yüzümdeki tebessümü nice belirsizliklerden alıp da hayat verdiğini. Bilemedim,
yüreğimizi yokluğun dehlizlerinden aşırıp aşkın vadisine eriştirdiğini. Göremedim,
her sabah yerin sükûnetini odamda bir ekmek gibi sımsıcak hazır ettiğini.
Her akşam yastıkta unuttuğum bedenimi sabah yeniden yanıma verdiğini göremedim.
Beni her sabah ihya ettiğini, bedenimi heran yarattığını, varlığımı her an yokluktan geri getirdiğini göremedim.
Sen ki, unutmaktan alıkoydun, nisyandan kurtardın beni Rabbim. Şimdi isyandan koru beni.

Ve affet zira, elimde duadan başkası yok.

Ve anladım ki, Senden başka sığınağım yok.

(SENAİ DEMİRCİ)

azadgulu

Image Hosted by ImageShack.us

SoN YaZıLaRıM

Aşk !
Bu şehir...
Ey İstanbul !
hayat .....
Adım : AYRILIK
Derinlerimdesin...
Suskunluğumun sebebi ....
o zaman ...
Kavak yelleri...
Kul oldum...Kül oldum... Gül oldum...
Dua...Dua...Dua...
Aşk...
Ve ağlamaktan korkma gözüm!
Çaydanlık ve Bardak
TeVaZu...
Hep aynı şey....
Özlemim bitmez...
bir cümle yeter bazen ....
Ara.....
Zamanı geldi...
Sen iste is-te-dik-çe....
Kahve içelim buyrun :)
Filistin ... :( ( م’ )
"Sen"im...
Mola zamanı :)

Image Hosted by ImageShack.us
Teşekkür Et...Tebessüm Et...


Image Hosted by ImageShack.us

KaTeGoRiLeRiM

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us
4| | |***Bannerim***| | |3
azadgulu

Image Hosted by ImageShack.us

bLoGdAşLaRıM

raciegi
ahsennur
neslinursema1
adayolu
zahara
bayansanem
turuncudunya
annelerimiz
aakif
fuadyusufoglu
deryaaaa
yurekyanginlari
birlahza
serapla
dilefkar
cocukgelisimci
superkankalar
vaktivisal
resulevuslat
nuralemi
bulaniksu
yetimlerimiz
aceba35
keremcem06
yenilenmek
kitabooku
sessizgecelerim
sermest
rindiseyda1
yitiksewdam
hicreterleri
rukiyece

Image Hosted by ImageShack.us

İSRA 80 “Ey Rabbim, [girişeceğim her işe] doğruluk ve içtenlik üzere girmemi; [bırakacağım her işten de] doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla; ve bana katından destekleyici bir güç tutmak bahşet!”

Image Hosted by ImageShack.us

Blog Tasarım
AZADGÜLÜ
Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us




Image Hosted by ImageShack.us



22/9/2009 - Bu şehir...

Image Hosted by ImageShack.us
Islak sokaklar mevsimindeyiz artık
Bu kalabalık şehre huzun yagar bu zamanlar
Yalnızlık yagar caddelerine
Darmadagın saclar ıslanmıs yüzler hep yere bakar

Kahveleri bile dert yüklenir
Cayları daha bır demlı
Unutulan sevgililer hatırlanır
Veya sevgililer unutulmaya calışılır

Bu mevsımde vıtrınlerı az sulu rakı gıbıdır
Bu sehrın her adımın yalnızlıga uzanır
Yınede hızlı adımlar atılır kosulur bu sokaklarda
Herkes kendı turkusunu soyler yuzunu burusturarak

Herkes kendı hıkayesını en acıklı sanır
Kendısı koca bır yalanken gercegı arar bu sehır
Sokakları gıbı evlerıde acı doludur
Gozyasları tasar pencerelerınden

Gecelerı gerceklerını saklarda her gun
Baska bır maske takar ınsanları
Hayatları vardır anlatıkları bırde
Tek basına kalınca yasadıkları

Adkları bır damla gozyasında bogulur bu sehrın
Onun ıcın gecelerı yenı hayatlar yazılır
Kımsenın bılmedıgı zamanlara Onun ıcın
Kımse uzulmez gudenlere ve acır gerıde kalanlara

Herkez kendı turkusunu soyler bu şehırde
Sadece kendı acısına aglar herkesın tıyatrosudur
Bu sehır herkesın en yalandan sahnesı
Ve onun ıcın bulunmayı bekler bu şehrın

Denızlerınde ıncılerın en sahtesı
Yıne de yalan oldugunu bıle bıle hergun
Aynı oyunu oynar bu sehrın ınsanları
Herkes kendı hıkayesını en acıklı sansada

Her geceyı pembeye boyar gunduzun yalanları
Bu sehır en cok sevenını aldatır
En cok sevenını uzer hıc acımadan
Sokaklarında gezmekde bır savastır

Burada hayatta kalmakda
Ve cok zordur buna ragmen ayrı kalmakta
Nefret etmek cok kolaydır bu sehırden
Kufur etmek çok kolay

Yınede ayrılamaz aldattıklar ayrı kalamaz
Her gıdısınde donusu ozler onsuz kalamaz
Bu sehrın sokakları huzun doludur acı doludur her zaman
Her bır kosesınde bır hıkaye gızlenır

Bos sokaklarında gece yarısı masallar anlatır bu sehır
Bır kez gorenı 100 kez aldatır
Onun ıcın adımlar hep hızlı atılır kosulur bu sehrın sokaklarında
Cektırdıgı onca acıya ragmen her zaman bır baskadır

Her zaman ılktırı tektır ve sondur bu şehır
Ve en kalabalık caddesı gorunmeyen acılardan bır nehır
Yinede hızlı adımlar atılır kosulur bu sokaklarda
Herkes kendı turkusunu soyler kımseyı umursamadan
Herkes hergun ınsanlıgından bın defa utanır


Abdullah Özdoğan

Düşünceleriniz (yok) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

23/4/2009 - Adım : AYRILIK

Gözlerime bak; nice “dün/ler” var orda; eski… Kulaklarında yankısı pörsümüş zamanların… İstesen de istemesen de… düştün ya buralara! Şimdi aynalarda çocukluğunu, şimdi aynalarda gençliğini ara!

Düşerim ansızın titrek yapraklar gibi… Saçlarım birden sonbahar olur. Anlarım; veda titrek bir mevsim! Anlarım; aynalar değişen resim...

Sen her adımda bir çığlık gibi… Kavuşurken bile bakışın ayrılık gibi… Hani ilkbahar, hani çiçekler… hani “vuslat” ya… Kalbimin bir yeri ah, bin yeri kırık gibi…

Beni götür buralardan, bu uçurumlardan… Ağlarım; ağlasa bir çocuk bir köşede. Adım: “İnsan…” benim; adım: “Ayrılık…” adım: “An…” benim. Benim işte, benim; bütün yangınlarda yanan...

Hani şu çiçek ta ne zamandan… Hani titreyerek bana verdiğin… İşte bir kitabın arasında/n güler. Güler ve güler… Güler ve söyler; duyarsan!

Gözlerime bak; nice “dün/ler” var orda; eski… Kulaklarında yankısı pörsümüş zamanların… İstesen de istemesen de… düştün ya buralara! Şimdi aynalarda çocukluğunu, şimdi aynalarda gençliğini ara!

Hangi zamanları ördün; hayallerin nerde? Perde perde açılıp kapanan günlerden geliyorsun. Alnına yıllar düştü; yıllar ki ağır düş/tü!

Şimdi –daha bir- düştü düşecek kırılgan zamanların, ey titrek yolcusu; anların ah, anların… Sen ve veda kol kola mevsimler gibi taze… Doğduğundan bu güne sen böyle kaç cenaze!
Ali Hakkoymaz
  (Senaidemirci.net)

Düşünceleriniz (3) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

2/11/2008 - Gel gönül...

           Image Hosted by ImageShack.us

 “Felekler yandı ahımdan muradım şemn-i yanmaz mı?”

 Aşkım sabrımı aşar diye korkuyorum. Ben de kalmam bu çilehanede biliyorum. Gel de şu yüreğe anlat. Gel dokun da bin ah işit…
Yandım Ey Yar! Geceler ahımla inler oldu. Dışarıda efsunlu bir bahar var. Güllerin de hali sana aşikâr. Toprak küskün yağmura. Yağmurda yağmaz oldu yokluğunda. Gündüzler zulüm, gece keder, gece gam, gece boynu büküklük, gece ölüm…

Meylim yok dünya yollarında yürümeye bu nasırlı ayaklarla. Hani kovanımda balımsın isterse kovanım yağma olsun. Ama gel de istersen zehirim ol, ol da bu can ten evini terk edeyim. Bu gece ayın şavkı vurmasın yüzüme ve gece örtüsünü örtmesin üzerime. Bu bendeki gurbet zârı zârı inletiyor beni. Arşı tepelere verilen kızların ağıtlarından farklı benim ki. Ben suçunu inkar etmeyenlerdenim. Dünyaya mahkum edilişimin sebebini bilmekteyim.

‘Şayet aslından biraz ayrılsa can,öyle bekler vuslata ersin zaman!’   (Mesnevi)

                                                                                                                             
Ne zaman vuslat Ey Yar! Can bitap düştü, saçlarıma hazan düştü. Sevdama köz düştü. Lime lime etti bu hasret beni. İlmek ilmek cana dokudum da seni, gönül gözüme hayranlık düştü.

Özlem iklimlerinden dergahına sesleniştir bu, ahı feryada karışmış bir kıtmirin yanmasıdır. Gel ne olur bir gün çıkıp gel alev almadan ruhum. Canı dişinde, özü közünde bir ağlayıştır bu. Kâlin Hâle serzenişi, Mecnunun leylaya vurgunluğu. Gel ateşe su(uuu)…
‘Herkesin zannında dost oldum ama,kimse talip olmadı esrarıma.’  (Mesnevi)

Sen benim esrarım, sen yok(sul)luğum, sen ahım, sen garipliğim, sen benim inşirâhımsın. Kalabalıklar içinde yalnızlığı acıya buladım gezdim biçâre. Kirletilmiş hecelerin arasında kayboldu adın bazen, an oldu kaldım divâne. Ve utandım adın başlara tâç iken. İnfak ettim nefsi diyerek çıkıp gel(e)medim huzuruna. Bu mağlubiyetin sonu şu demdeki halim oldu bak hanem günahla dolu geldim kapına. Gayri bildim ben kendimi, ne olur kapından geri gönderme beni.

Hatırıma düşen kelâmınla yaktım bu odu. Yak(sın) beni bu ateş hissizliğime kor düşsün yansın bu gece de. Nicedir ki düşmüşüm ben bu aşka, aşkın gözü körmüş, çek şu mili, senden gayri her şeyi görmüş şu gözlere. Yüreği de koydum ortaya, sür, sür de kızgın demiri belki hissetmez de.

Maşukun sırrıyla aşık örtülü, sağ olan maşuktur aşık bir ölü.(Mesnevi)

Sır oldum Ey Yar! Kayboldum, ben dahi kendimi kendimde bulamazken gel de beni çıkar benliğimden. Can benden çıktı artık kana boyandı. Bir hançer yarası sırtında yangın yerinde ateşe bulandı. Ben bu yolda yandım da pişemedim. Kâr ed(e)medim, amelim yetmedi huzuruna gelmeye ve sana hakkıyla eremedim.

Ben yandım da felekler de yandı ey yar!. Sesime bir ses sun, ruhumda hazan, dışarıda bahar.. Bir nazar ediver bu can aşkından yanar da yanar...

Bir selam...
Bir nida,
Bir meram
Ey yar...


(alıntıdır)( www.gulivahdet.blogcu.com)

Düşünceleriniz (9) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

14/6/2008 - Sen gelsen yeter !

Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden...
Dağ başı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter...

Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter...

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter...

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır, sende naz...
Gündüzünden vazgeçtim, düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter...

Duymasa da hiç kimse
Şâir gönlümün, sende karar kıldığını.
Ve içimin şerha, şerha yarıldığını
Sen bilsen yeter...

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter...

Yavuz Bülent Bakiler

 

Düşünceleriniz (3) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

30/3/2008 - İçimdeki Boşluğa Düş...Ben Tutarım Seni.

 

Bir yaşamı avuçlarına alıp gecenin sessizliğinde kaybolmak; dalgın bakışlarla...
Kimin adını savursam boşluğa hep bir harf gelip takılır yüreğime...
Susmuyor alfabenin başındaki harf de; sonundaki harf de...
Araya kaynayanları saymaya gücüm yetmez...


Balkondaydım....
Az önce...
Azalarak...

içimdeki boşluga düş... ben tutarım seni ?

Hangi günlüğün kapağını açsam rüzgar esip geliyor bugünüme...
Dışarda hain bir yaz kavurmaktan uzak..
Düşler yangın yerindeyken, düşsüzlük almış başını gidiyor...
Sayıklayan bir bedenin, hiçbir sese yetişemeyen görüntüsü salınıyor karanlıkta...

Şehir içine akıyor ...
Şehir içime akıyor...
Kanmadan kanıcaklarıma , alıp başımı sureti olmayan bir gidişe doğru yola çıkıyorum....



içimdeki boşluga düş... ben tutarım seni ?


Aldırmadım...

Ne sana ne sen'li kuşkuların gölge oyunlarına...
Bir yerlerde soğuk bir rüzgar devralıyor geceyi...
Hissetmekten uzak bedenim, gelen çağrıya 'hayır' demiyor...

Gel diyor düşlerin yolcusu, gel ve sarıl bakışlarıma...
Bir dal aramalı mıyım diye düşünürken, çatırdayan sesinle irkiliyor bedenim...

Sesler kapılarıma dayanıyor..
Sesler adımlarıma düşüyor...

Yoksunluğuma karışıyor çürümüş bakışlarımın...
Tetikte tek bir can, kurşun soluğunda...

içimdeki boşluğa düş... ben tutarım seni ?

Ya vazgeçip siyah bakışlarından düşeceğim; ya da savaşıp kokuna katacağım beni...


Gece bakışları...
Saatte bilmem kaç; kaç kilometre hızla aşktan düşüyorum...

sen içimdeki boşluğa düş... ben tutarım seni ?

KAHRAMAN TAZEOĞLU

Düşünceleriniz (yok) :: Düşünceniz Önemli :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->